Sedef Çiçeği 💐

Ağustos 24, 2025 - 23:59
Ağustos 25, 2025 - 00:02
 1  297
Sedef Çiçeği 💐

Mahkeme salonu, kalabalığın fısıltılarıyla uğulduyordu. Soğuk duvarlardan yankılanan ayak sesleri, bir kilit gibi herkesin yüreğini sıkıştırıyordu. Ön sırada, seksen yaşına merdiven dayamış bir çift oturuyordu. Kadının gözleri ağlamaktan kızarmış, bakışları yılların yorgunluğunu taşır gibiydi. Adamın yüzünde ise inatçı ama derinlerde kırgın bir ifade vardı.

Hakim tok sesini yükseltti:
— Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?

Yaşlı kadın, titreyen elleriyle başörtüsünün ucunu kavradı. Derin bir nefes aldı. Sesi kısık, sanki boğazında düğümlenmişti:
— Bu herif yetti artık… Elli yıldır bezdirdi beni hayattan.

Salon sessizliğe gömüldü. Gazetecilerin flaşları birer birer patladı. Elli yıllık bir evliliğin bu noktaya gelişi, manşetlere taşınacak türdendi.

Kadın gözlerini tavana dikip konuşmaya devam etti:
— Bizim bir sedef çiçeğimiz vardı. Çok severdim. Ama o bilmez. Elli yıl önceydi… Bana getirdiği çiçeklerin arasından kopardığım bir yaprağı köklendirip büyütmüştüm. Çocuğumuz olmadı, o çiçeği evladım bildim. Zamanla kurumaya başladı. O zaman adak adadım: “Her gece, bir tas suyla sulayacağım.” Elli yıl boyunca her gece yaptım bunu. Ama bir kere olsun “Ben sulayayım,” demedi. Taa ki geçen geceye kadar.

Kadının gözlerinden yaşlar süzüldü, sesi titredi:
— O gece yorgunluktan uyuyakalmışım. Elli yıl boyunca tek bir kez bile yükümü paylaşmadı. Hayatımı, umudumu verdim. Ama bir kerecik olsun elimden tutmadı. Onsuz daha iyiyim, hakim bey. Yemin ederim, onsuz daha iyiyim.

Salonda çıt çıkmadı. Hakim, gözlüğünü düzelterek yaşlı adama döndü:
— Baba, senin diyeceğin var mı?

Yaşlı adam bastonuna dayanarak ağır adımlarla kürsüye yürüdü. Yüzünde utangaç bir hüzün vardı. Konuşmaya başladığında sesi ilk başta titrek, sonra derinleşerek güçlendi:
— Askerliğimi Reisicumhur köşkünde bahçıvan olarak yaptım. O bahçelerin ihtişamı için yıllarımı verdim. Fadime’mi de orada tanıdım, sedef çiçeklerini de. Ona en güzel buketleri sundum.

Adam derin bir nefes aldı. Salon nefesini tutmuş gibiydi.
— İlk evlendiğimiz günlerde, boynu ağrıyordu. Hekim dedi ki: “Eğer uzun süre uyanmadan yatarsa, boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir. Gece uykusunu bölmesi lazım.” Ama dinlemedi. Lafım geçmedi. O günlerde tesadüf, sedef çiçeği kurumaya yüz tuttu. Ben de ona: “Gece sularsan iyi gelir,” dedim. O da adak adadı.

Adamın sesi iyice kısıldı, gözleri doldu:
— Her gece onu uyandırdım. Çiçeğini sularken onu seyrettim. Elli yıl boyunca… Her gece o çiçek ben oldum sanki. Ama o bilmez. Çünkü her gece o tekrar uyuyunca kalktım, saksıdaki suyu boşalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez hakim bey. Ben çiçeği değil, kadınımı korudum. Boynu ağrımasın diye…

Yaşlı adam başını eğdi.
— Geçen gece, yaşlılık işte… Ben de uyanamadım. Uyandıramadım. Suçlandım… Ama yine de sustum.

Bir anda mahkeme salonuna derin bir sessizlik çöktü. Gazetecilerin flaşları bile çekingen yanıyordu. Elli yıllık bir hayatın sırrı, bir çiçeğin yapraklarına saklanmıştı.

Kadının gözlerinden yaşlar boşaldı. Adamın titrek ellerine baktı. O eller, elli yıl boyunca hiç tutmamış gibi görünen, ama aslında gizlice koruyan ellerdi.

Hakim sessiz kaldı. Cümle kuracak kimse çıkmadı.

Ve o an, bütün salon anladı:
Elli yıl boyunca suskun kalan bir sevgi, bir sedef çiçeğinde büyümüş; bir gecelik uykuyla yıkılacak kadar da kırılgandı.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

-кυмѕαℓ- Kupa Kızı ❤