Atatürk'ten Rahatsız Olanlar!

Bu makaleyi sesli dinleyebilirsiniz...
Haziran 17, 2026 - 13:50 ⏱ 3 dk Okuma Süresi
Haziran 17, 2026 - 13:51
 0  244
Atatürk'ten Rahatsız Olanlar!

Atatürk'e düşmanlık edenlerin ortak bir özelliği var. Yıllardır aynı iddiaları tekrar edip dururlar. Aynı iftiralar, aynı komplo teorileri, aynı ezberler... Ne ilginçtir ki her seferinde bu iddiaların karşısına belgeler, kaynaklar ve tarih çıkar. Sonuç değişmez. İftiralar çürür, gerçekler yerinde kalır.

Bugün bazıları "5816 kalksın da gerçekleri öğrenelim" diyor. Tarihçi adayı biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Arşivlerde sizin hayal ettiğiniz türden gizli gerçekler yok. Aksine, sizi daha da zor durumda bırakacak belgeler var. Cumhuriyet'in kuruluş sürecini, Kurtuluş Savaşı'nı, diplomatik mücadeleleri ve devletin yeniden inşasını anlatan binlerce belge mevcut. O belgeler okundukça Atatürk'e yöneltilen ithamlar güçlenmiyor, tam tersine daha da zayıflıyor.

Sorun şu ki birçok kişi belge okumak yerine kulaktan dolma sözlere sarılıyor. Bir sosyal medya paylaşımını, bir dedikoduyu ya da yıllar önce çürütülmüş bir iddiayı tarih sanıyor. Tarih böyle yapılmaz. Tarih öfkeyle, kinle ya da siyasi hesaplarla yazılmaz. Tarih belgeyle yazılır.

Atatürk'ü eleştirmek başka şeydir, ona sistematik şekilde iftira atmak başka şey. Eleştiri her tarihî şahsiyet için mümkündür. Fakat ortada bir gerçek var: Siz toplansanız o adamın yaptığı işlerin tırnağını yapamazsınız. İşgal edilmiş bir memleketten bağımsız bir devlet çıkarmak, dağıtılmış bir orduyu yeniden kurmak, yokluk içindeki bir halkı ayağa kaldırmak, eğitimden hukuka kadar onlarca alanda dönüşüm gerçekleştirmek sıradan işler değildir.

Bugün rahatça konuşabildiğimiz, tartışabildiğimiz, seçimlerden, meclisten, vatandaşlıktan ve egemenlikten söz edebildiğimiz bir ülke varsa bunun temelinde verilen büyük bir mücadele bulunuyor. O mücadeleyi yok saymak tarih bilinci değil, tarih inkârıdır.

Atatürk düşmanlığıyla geçen onlarca yılın sonunda ortaya yeni bir belge çıkmadı. Yeni bir gerçek ortaya çıkmadı. Sadece eski iddialar farklı ambalajlarla yeniden servis edildi. Buna rağmen Atatürk hâlâ okunuyor, araştırılıyor ve tartışılıyor. Çünkü tarih propaganda ile değil, kalıcı eserlerle hatırlanır.

Bir insanı sevmek zorunda değilsiniz. Fikirlerine katılmak zorunda da değilsiniz. Fakat tarihi değiştiremediğiniz gibi gerçekleri de değiştiremezsiniz. Belgeler yerinde duruyor. Arşivler yerinde duruyor. Kurtuluş Savaşı'nın kayıtları yerinde duruyor.

Gerçek şu ki bazı insanlar Atatürk'ü tarih sahnesinden silmeye çalışırken, farkında olmadan onun büyüklüğünü yeniden kanıtlıyor. Aradan geçen bunca yıla rağmen hâlâ onunla uğraşmak zorunda kalmaları bile bunun en açık göstergelerinden biri.

Tepkiniz Nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow

Ali Koray KAYA Ben Ali Koray Kaya. 6 Haziran 2007’de İstanbul’da doğdum. Memleketim Sivas. İlk öğrenimimi İstanbul’da tamamladıktan sonra orta öğrenimime Antalya’da devam ettim. Öğretmen anne ve babanın tek çocuğuyum. İkisini de küçükken kaybettim. Şu anda Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü’nde öğrenciyim ve yolculuğumu bu alanda sürdürüyorum. Yazmak benim için yalnızca bir uğraş değil, aynı zamanda kendimi ifade etmenin en güçlü yollarından biri. Bugüne kadar üç kitabım yayımlandı ve pek çok edebiyat projesinde yer aldım. İnternette kaleme aldığım yazılar yüz binlerce okura ulaştı; bu da beni hem motive eden hem de sorumluluğumu artıran bir durum oldu. Yazılarım Evrim Ağacı, Academia, Wannart, Makale Arşivi, Fikir İzleri, Medium, YazBiKöşe, Academia gibi çeşitli platformlarda yayımlanmaya devam ediyor. Düşünsel olarak Atatürk ve Cumhuriyet ekseninde üretmeye özen gösteriyorum. Bunun yanı sıra iki yıl boyunca TRT kanalları da dahil olmak üzere oyunculuk yaptım. Sanatın farklı alanlarıyla temas kurmak benim için önemli; bu yüzden Türk halk müziğiyle de ilgileniyor ve icra ediyorum. Bugüne kadar 67 ayrı haber sitesinde ve gazetede hakkımda yazılar yazıldı. Yazarlık alanında çeşitli ödüller aldım ve Gazeteciler ve Medyacılar Cemiyeti tarafından “2026 Yılın Yazarı” seçildim. Ancak benim için en önemli adımlardan biri, “Toplumsal Hafıza Akımı”nı geliştirmek oldu. Bu akım zamanla bir ideoloji olarak da anılmaya başladı ve ben de bu doğrultuda bir ideolog olarak değerlendiriliyorum. Kısacası ben, düşünerek, yazarak ve üreterek kendini var etmeye çalışan biriyim. Yazdıklarımın ve ortaya koyduğum fikirlerin, içinde bulunduğum topluma bir iz bırakmasını amaçlıyorum.